Bir devlet kendi düşmanını yanlış tanıdığında değil,
beslediğinde çöker. Bugün yapılan tam olarak budur. Devlet; yasa gücüyle, politik cebirle ve ekonomik ayrıcalıklarla kendi toplumunu çürüten küresel sosyal medya şirketlerini büyütmektedir. Bu bir ihmal değil bence.
KAPİTÜLASYONLAR BİTMEDİ, DİJİTALLEŞTİ
Bu ülkede yerel basın:
İlanlarla terbiye ediliyor,
Vergiyle boğuluyor,
Hukukla sindiriliyor,
Kaynaklardan bilinçli biçimde dışlanıyor.
Aynı ülkede küresel sosyal medya şirketleri:
Vergi ödemiyor,
Denetlenmiyor,
Toplumsal sorumluluk taşımıyor,
Hukukun gri alanlarında serbestçe at koşturuyor.
Bu bir serbest piyasa değil,
bu yeni nesil kapitülasyondur.
BU ŞİRKETLERİN HİÇBİR DERDİ YOK
Bu yapıların: Sosyal Medya Kurumları,
İstihdam yaratmak gibi bir derdi yok,
Aileyi korumak gibi bir derdi yok,
Çocuğu gözetmek gibi bir derdi yok,
Kadına, erkeğe, topluma karşı sorumluluğu yok.
Onların tek bir derdi var:
Daha fazla tıklama, daha fazla kâr, daha fazla kontrol.
Bunun bedelini kim ödüyor?
Gençler ödüyor.
Aileler ödüyor.
Toplum ödüyor.
Devlet ödüyor.
ZEHİR ALGORİTMA İLE DAĞITILIYOR
Bu mecralarda:
Şiddet sıradanlaştırılıyor,
Suç estetize ediliyor,
Ahlâksızlık özgürlük diye pazarlanıyor,
Kimlikler parçalanıyor,
Psikolojik yıkım normalleştiriliyor.
Sonra da dönülüp: “Gençler neden bu halde?” diye soruluyor.
Cevap açık: Çünkü devlet, zehri dağıtanları koruyor.
BİR YANDAN SAĞLIKLI NESİL, DİĞER YANDAN ZEHRE BÜTÇE
Bir yanda: Millî Eğitim politikaları, STK projeleri, “Sağlıklı nesil” söylemleri.
Diğer yanda: Halkın cebinden çıkan paralarla, Yasa eliyle, Politik tercihlerle bu söylemlerin tam karşısında duran şirketler besleniyor. Bu çelişki değil, bu toplumsal intihardır.
YERLİ VE MİLLÎ MEDYA BİLİNÇLİ OLARAK ZAYIFLATILIYOR
Sonra soruluyor: “Yerli medya neden etkisiz? Çünkü: Rekabet eşit değil, Kaynak adil değil,
Oyun baştan bozuk. Devlet kendi medyasını güçlendirmeden, kendi gençliğini koruyamaz.
BU BİR AÇIK UYARIDIR
Eğer: Sosyal medya şirketlerine sağlanan yasal ve ekonomik imtiyazlar kaldırılmazsa,
Vergi, denetim ve sorumluluk eşitlenmezse, Yerli ve millî medya gerçek anlamda desteklenmezse, Bugün “özgürlük” denilen şey, yarın anarşi, şiddet ve toplumsal çöküş olarak geri dönecektir. Devlet, kendi düşmanını beklemekten vazgeçmelidir. Aksi hâlde büyüttüğü bu yapıların altında kalacaktır.
Bu bir talep değil.
Bu bir temenni değil.
Bu bir zorunluluktur.