Bugun...


Betül AŞICI

facebook-paylas
KAHVE MOLASI: TAZMİNAT YALAN OLDU
Tarih: 16-05-2026 11:52:00 Güncelleme: 16-05-2026 11:52:00


 

 

TAZMİNAT YALAN OLDU

 

İnsanlar, yıllarca, senelerce, on yıllarca emekleriyle, bileklerinin hakkıyla, alın teriyle, göz nuruyla, sırtlarının kemikleri çatırdayana kadar bu ülkesi için, ailesi için, çocukları için, belki de hiç tanımadığı insanların rahatı için çalıştılar, didindiler, koşturdular, gece gündüz demediler, bayram tatili nedir bilmediler, sıcak soğuk hava dinlemeden yıllarını çalışma hayatına verdiler! Peki ne için? Ne uğruna? Bir tek hedefleri vardı: emekli olup, sonunda biraz olsun nefes alıp, belki kendilerine göre ufacık, minicik, mütevazı bir gayrimenkul edinmek, belki küçücük bir yatırım yapabilmek, belki evladına bir araba alabilmek, belki de sadece borçsuz bir şekilde kalan ömrünü tamamlayabilmek!

 

Yıllar öncesinde, ah şu yıllar öncesinde bunlar mümkündü, evet mümkündü! Bir işçi, bir memur, bir emekçi alın teriyle bir ev sahibi olabiliyordu, bir dükkân açabiliyordu, çocuğunu okutabiliyordu! Ama şimdi? Şimdi ne mi var? Günümüz şartlarında, bu rezil ekonomide, bu yangın yerine dönen hayat pahalılığında, maalesef, acı ama gerçek ki, ellerine evin tamamını değil, bir odasını, onu da ancak, belki de sadece duvarlarını alacak kadar bir para geçiyor! Sadece bir odasını, anlıyor musunuz? Bir oda! Yıllarını vermiş, gençliğini çalmış, sıhhatini yitirmiş adama bir oda bile çok görülüyor artık! Ve maalesef, hem de büyük bir maalesef, o parayı bile onlara çok görüyorlar, evet çok görüyorlar, utanmadan, sıkılmadan, arlanmadan çok görüyorlar!

 

Durun daha bitmedi, daha neler neler var! Öyle çok emeklimiz var ki, anlatamam, saymakla bitmez! Henüz tazminatlarını alamamış, mahkeme kapılarında, avukat koridorlarında, resmî dairelerin soğuk taşlarında sürünüyorlar! Kendi hak ettikleri, alın teriyle yazdıkları, imzaladıkları, onaylanmış, mühürlenmiş, dosyalanmış hakediş kâğıtları olduğu hâlde, evet onaylandığı hâlde paraları bir türlü yatırılmıyor! O kadar emekçi var ki, o kadar emekli var ki, işte size soruyorum: O alın terleri, o emekler, o fedakârlıklar, o yıllar boşuna mı harcandı? Boşuna mı döküldü o terler? Boşuna mı emek verildi bu vatana, bu millete, bu sisteme? Onların sadece istedikleri, hak ettikleri, alın terleriyle ödedikleri parayı alıp, bir nebze, bir parça, bir an olsun rahatlamaktı! Borcu olan borcuna koşacaktı, çocuğunu evlendirmek isteyen evlendirecekti belki düğün yapacaktı, hastanede yatan anasına bakacaktı, dişçiye gidecekti, tamirciye gidecekti, evine ekmek götürecekti!

 

Peki siz ne yapıyorsunuz? Bu üç kuruş paraya bel bağlamış, yıllarca inanmış, güvenmiş, beklemiş insanları, tam yolda, tam hedefe varmışken, tam "işte kurtuldum" derken nasıl yarı yolda bırakıyorsunuz? Bunun mantığı nedir? Bunun izahı var mı? Bunun vicdanı rahat mı? Kurumlar, devlet, patronlar, sistem diyor ki "parayı ödeyemiyoruz"! Ödeyemiyorsan, acizsen, beceremiyorsan, o zaman ne diye çalıştırdın bu insanları yıllarca? Ne diye prim kestin? Ne diye söz verdin? Ne diye onları oyuna getirdin? Ödeyemiyorsan, çalıştırma, işçi çalıştırma, emekçi sömürme, sonra da "parayı bulamıyoruz" deyip ipe sapa gelmez bahanelerle insanları oyala! Yazık, hem de nasıl yazık! Sarıdır, günahtır, haramdır, alnı açık bir günahtır bu!

 

Bir umut verdiniz, bir hayal kurdurdunuz, bir ışık yaktınız gözlerinde! "Emekli olunca rahat edeceksin, tazminatını alınca şuraya bir ev alırsın, borçlarını kapatırsın" dediniz! Ama sonra? Sonra ne mi oldu? Siz, sizler, kimlerseniz artık, bu ülkede insanların hayatlarıyla neden oynuyorsunuz? Hayat bu, kumarda zar atmak değil! Bir insanın yirmi, otuz, kırk yılını vermiş, sağlığını yitirmiş, beli bükülmüş, gözü kararmış, o parayı hak etmiş! Almaya hakkı var, hem de nasıl var! Bu sizin cebinizden çıkan özel bir para değil, bu insanın cebinden çıkan, canından çıkan, etinden sütten kesilen bir para! Neden verilmiyor? Neden mahkeme kapılarında sürüm sürüm sürünüyor bu insanlar? Neden avukatlara para döküp, harçlara boğulup, dosyaların arasında kaybolup gidiyorlar?

 

Yılları boşuna mı geçti? Soruyorum size: Yıllarca boşuna mı çalıştılar? Sabahın köründe kalkıp, soğukta, sıcakta, yağmurda, karda, işte, fabrikada, tarlada, şantiyede, ofiste, okulda, hastanede boşuna mı ter döktüler? Üç kuruş, beş kuruş, zaten alabildikleri elle tutulur bir şey değil! Enflasyon diye bir şey var, biliyorsunuz değil mi? O parayı aldıklarında zaten erimiş oluyor, külfet oluyor, vebal oluyor! Yok efendim dilekçe ver, yok şuraya başvur, yok buraya müracaat et, yok evrak eksik, yok imza yetkisi yok, yok onay bekliyor, yok inceleme sürüyor, yok bütçede yer yok! Bıktım anlatmaktan, bıktım duymaktan! Ya bir insan, bir emekli, bir emekçi, parasını almak için neden bu kadar mücadele etmek zorunda? Zaten yıllarını mücadeleyle geçirmemiş miydi? Yetmedi mi?

 

Neden vermiyorsunuz paralarını? Söyleyin bana, neden? Ama bakın, seçim zamanı geldi mi, yok mu sizde bir hareketlilik? Kapı kapı dolaşmasını, el öpmesini, vaat yağdırmasını, fotoğraf çektirmesini, göz boyamasını biliyorsunuz, hem de ne biliyorsunuz! Asıl b'si c'si partisi, belediyesi, meclisi, bakanı, genel başkanı bizi ilgilendirmiyor! Bizim ilgilendiren şu: Hakkımızı alabiliyor muyuz, alamıyor muyuz? Siz hak, hukuk, adalet diyorsunuz ya, o sözlerin içi boş mu? Vermediğiniz hak, sağlamadığınız adalet, işlemeyen hukuk... Bunlarla bizleri mi susturmaya çalışıyorsunuz? Gücünüz bizlere mi yetiyor? Bu halka, bu çilekeş, bu sabırlı, bu fedakâr halka mı gücünüz yetiyor? Yetmiyor, yetmeyecek, bileceksiniz!

 

Şurada, fazla değil, daha iki sene sonra yine seçim var, biliyoruz! Yine geleceksiniz, yine kapıları çalacaksınız, yine vaatler, yine projeler, yine kurtuluş senaryoları! Yine insanların kafasını karıştıracaksınız, yine oy isteyeceksiniz! Ama hangi yüzle, söyler misiniz hangi yüzle? Hani o "halkın hizmetçisiyiz" diyen siz değil miydiniz? Hani o "adalet mülkün temelidir" diyen? Cebinde parası olmayan, tazminatını alamamış, emekli maaşı yetmediği için kuru ekmek yiyen, çocuğuna harçlık veremeyen, ilacını alamayan, hastaneye gidemeyen, evini tamir edemeyen, belki de kirada oturan bir insandan oy mu isteyeceksiniz? Oyunu değil, yüzünü kapat da git, utan biraz, arlan biraz, insanların hayatını sömürmekten vazgeç!

 

Yazık ediyorsunuz, hem de kim bilir kaçıncı kez yazık ediyorsunuz! Bu kadar da olmaz, bu kadar da vicdansızlık olmaz, bu kadar da göz boyamak olmaz! Alın teri kurumaz, ama sizin yüzünüz kızarır mı, acaba? Kızarmaz, biliyorum. Ama yine de söylüyorum: Hakkımızı verin, alın terimize saygı duyun, emekliyi mahkeme kapısında süründürmeyin artık! Yeter!





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

İnternet Sitemizin Yeni Hali İle Nasıl Buldunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI