PİSLİK
Herkese mutlu pazarlar diliyorum sevgili okurlarım. Bugün yine sizlerle çok değişik bir konuya temas etmek istiyorum. Tek bir kelime: Evet, pislik. Pislik kelimesi anlamca neler ifade ediyor bizler için? Hayatımızda nelere "pislik" diyoruz? Neler bizler için temiz? İşte bunun ayrıştırmasını gelin hep beraber sizlerle yapalım, ne dersiniz?
Öncelikle şöyle bir örnek vermek istiyorum: Pislik kelimesi aslında o kadar evrensel bir kelime ki... Hani belki kulağımıza hoş gelmeyen, gözümüze hoş gelmeyen çoğu şey bizim için öncelikle "pislik" adresi olabilir. Ama bir de şöyle bir bakış açısı var: Hani upuzun saçlarımız, kuaförlere gidip yaptırdığımız saçlarımız; çocuklarımızın elleriyle okşadığı, annelerimizin saçını, çocuklarımızın saçını okşadığımız o güzel saçlarımız... Ne kadar güzel, değil mi? Ama bir de şöyle düşünün; yemek yerken tabağınızın içinden bir tane saç çıktığı zaman nasıl duygular içerisine oluyoruz? İşte o "güzel" dediğimize o anda "pislik" diyebiliyoruz. Normalde tabağımıza bandıra bandıra yediğimiz yemeğin lezzeti, suyu da bizler için bir lezzet kaynağı ama üzerimize damlayan bir damla; işte o dakikadan itibaren bizim için bir "pislik" olabiliyor.
Eminim hepiniz gülleri çok seversiniz; güllerin etrafında dolaşmayı, güllerle, çiçeklerin içinde resim çektirmeyi, o toprağa temas etmeyi... Bazen de hani kırlarda, bahçelerde ayakkabılarımızı çıkartıp sırf enerji alabilmek için, vücudumuzdaki elektriği atabilmek için toprakla birebir temas etmeyi çok severiz ki ben de çok severim. Ama düşünün; o toprağı, özellikle de böyle biraz ıslak olmuş toprağı evinizin içinde düşünün. O an ne oluyor? Evimizin içinde bir "pislik" meydana gelmiş oluyor.
Sadece nesneler için geçerli değil bu tabii ki; çevremizde olan insanlar için de geçerli. Hani bize böyle "canım, cicim, hayatım" diyen insanlar bize her zaman böyle hoş görünür ama hemen şunu söyleyeyim; bana hiç hoş görünmez. Her zaman şunu söylerim: Ne kadar bir insan bir insana "canım, cicim, hayatım" diyorsa, ben her zaman o insandan böyle bir nefes uzak kalmayı tercih etmişimdir. Ama tabii herkesin fikrine saygı duyuyorum; insan ilişkileri farklıdır tabii ki.
İşte böyle diyen insanlar, maalesef o kişilerin arkasından en çok kuyusunu kazanan insanlardır. Bunu aslında istatistikler de gösteriyor. Hani çok yakınınızdan darbe aldığınızı, çok yakın kişilerden yanlışları, hataları gördüğünüzü, üzerinize oynanan oyunları fark ettiğinizi günlük hayatınızda da çok yaşamışsınızdır. Bunları tabii ricalar etse de, bunlar da "iki yüzlü" deniyor. Sırf kendi menfaatleri doğrultusunda insanları belki de kullanarak (kullandığını zannederek maalesef, işte beyinleri o kadarına çalışıyor), kullandığını zannederek, kendilerini şirin göstererek, ilgi göstererek yapmadıkları kötülükler kalmıyor aslında.
İşte bunlar da maalesef toplum içerisinde birer "pislik" olarak nitelendiriliyor. Hani en kötüsü de bu değil mi, insan pisliğinin olması? Beraber aynı ortamda çalışıyorsunuz; iş ortamında çalışıyorsunuz, evinizden çok o ortamda birlikte oluyorsunuz o arkadaşlarınızla, arkadaş dediklerinizle... Ama maalesef öyle şeyler duyuyorsunuz ki hayretler içerisinde kalıyorsunuz. Hani biraz hissediyorsunuz aslında o yapıya sahip olduğunu, fark edebiliyorsunuz; fakat konduramıyorsunuz çünkü kendinizde o tür düşünceler olmadığı için karşınızdan da bu kadarını beklemiyorsunuz. Duyunca da gerçekten şok oluyorsunuz. Ama inanın, insanın pisliği öyle bir bulaşıyor ki üzerinizden atmanız imkansız kalıyor. İşte ben de diyorum ki: Herkes kendi pisliğinde kendisi boğulsun.
asicieminebetul@gmail.com
