Bugun...


Betül AŞICI

facebook-paylas
KAHVE MOLASI: KIYAMETE BEŞ KALA
Tarih: 06-01-2026 17:42:00 Güncelleme: 11-01-2026 13:42:00


 

Dünyanın sonu için artık kıyameti beklemeye gerek kalmadığını düşünüyorum. Şu yaşadığımız olaylar, kimileri için ibret, kimileri için şahlanış vesilesi. Ama ne yazık ki bu olanlardan ders almayan, görmek istemeyen bir kesim hâlâ var. Gündemi oluşturan büyük acılara çok girmek istemiyorum, ama yıllar öncesinden bir örnek veriyorum: Amerika'da zenci denilerek aşağılanan, köleleştirilen insanlara yapılan zulümler... Televizyonlarda dizilere konu oldu, hepimiz o sahnelerde gözyaşı döktük, yüreğimiz sızladı. Peki ne değişti? O gün köle durumunda olanlar, bugün belki dünyayı yöneten konumdalar. Daha ne olsun? Daha neyin yaşanması gerekiyor? Kendimize bu soruyu sormaktan alıkoyamıyoruz.

 

Artık modern, teknolojik bir çağdayız. Fakat bu teknolojinin nimetlerinden yerinde ve doğru şekilde faydalandığımızı söyleyemem. Savaşlar artık eskisi gibi değil. Her şey bir düğmeye, bir insanın ağzından çıkacak bir söze bakıyor. Üstelik işin içine bilgisayarlar, yapay zekâlar fazlaca girince, kontrol insanın elinden çıkıp gidebiliyor. İlerleyen zamanlarda bunun etkilerini çok daha net göreceğiz.

 

Zulüm, insanın insana yaptığı en büyük kötülük. Kardeşin kardeşi sessizce izlemesi de bir zulüm değil mi? Sessiz kalmak da bir seçimdir ve o sessizlik, zulmü besler. Diyoruz ya, "Birey olarak ne yapabiliriz ki?" Tek başına bir kum tanesi, rüzgârda savrulup gider. Ama milyonlarca kum tanesi bir araya geldiğinde çöl olur, engeli aşar, şekil verir. Bizim en büyük sorunumuz, işte o "bir" olamamak.

 

Kime karşı bir olalım? Tabii ki haksızlığa. Eğer baştan beri haksızlıklara karşı tek yürek olabilseydik, belki de dünya bugün bu halde olmayacaktı. Bu sadece bizim ülkemiz için değil, tüm dünya için geçerli. Amerika'dan, İngiltere'den bahsediyoruz; evet, ama oralarda da bu adaletsizliğe isyan eden, yüreği duygu dolu insanlar var. Çok fazlalar. Filistin'de, Gazze'de yaşananlar karşısında, sosyal medyada gördük, kendi soydaşlarına, kendi inançlarına karşı çıkan Yahudiler de vardı. Hiç de küçümsenecek, görmezden gelinecek mücadeleler değil bunlar.

 

Bizler, birey olarak birer kum tanesiyiz. Eğer hedefimizde, amacımızda birlik ve beraberlikle ilerlemeyi başarabilseydik, belki yanlış eller, yanlış beyinler bu kadar güçlenmeyecekti. İhtiras, hırs... Neyin hırsı bu? Dünya senin olsa, etrafında sevgiyle paylaşacak bir insan kalmadıktan sonra neye yarar? Maalesef öyle güçler var ki, insan beynini adeta esir almış durumda. Bu insanlar, benim gözümde "normal" değil. Çünkü azmin de, hırsın da, isteğin de bir sınırı olmalı. Onların isteği galiba, insanları yeryüzünden silip, tek başlarına hükmetmek.

 

Bazen insan susmayı tercih ediyor. Ama sustukça, boğazında bir düğüm, yüreğinde bir ağırlık oluyor. Sözler haykırıştır, feryattır; doğru yere ulaştığı sürece güçlüdür. Ama maalesef o sözlerin doğru yere ulaştığını hiç düşünmüyorum. Eğer ulaşsaydı, dünya bu hale gelmezdi.

 

Birey olarak hepimiz bir parça suçluyuz. Kendimi de katıyorum söze. Eğer yanlışlıklara, doğru zamanda, doğru yerde, hep birlikte "dur" diyebilseydik... Belki "başkaldırmak" güçlü bir kelime, ama haksızlığın oyununa gelmeseydik, belki bunları yaşamıyor olacaktık.

 

Belki de kıyamet, artık bizim için bir nimet olacak. Çünkü bu döngü, bu bitmeyen acı, ancak o zaman son bulur gibi geliyor bana.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

İnternet Sitemizin Yeni Hali İle Nasıl Buldunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI