Dün akşam, İstanbul Bilecikliler Derneği Kadın Kolları'nın düzenlediği 4. Kadınlar Matinesindeydim ve yüreğim katılan herkese, emeği geçen her cana teşekkürle doldu. Yine, her zamanki gibi, muhteşemlerdi!
Şöyle bir bakınca salona… Farklı siyasî görüşlerden, farklı sivil toplum kuruluşlarından, farklı mizaçlardan kadınlar, bir çatı altında, gülümsemelerle, sıcak sohbetlerle bir aradaydı. İşte tam da bu yüzden bu etkinlik, "sadece bir kadınlar buluşması" olmanın çok ötesine geçti. Bu, bir kalp buluşmasıydı. Yan yana gelmenin, farklılıklara rağmen aynı havayı teneffüs etmenin, güzelliğini hep birlikte yaşadık. Her şeyin önünde, dimdik duran o görünmez ama her yerde hissedilen kadın dayanışması vardı.
Ve ikramlar… Ah o ikramlar! Hepsi kadın kollarının kendi elleriyle, özveriyle, emekle hazırladığı nefis lezzetlerdi. Kadın elinin değdiği yerde güzellik yeşerir derler ya, hakkaten öyle. Her bir kurabiyede, bir bardak çayda bile o ince duygu, o ev sıcaklığı vardı.
Toplumda maalesef "Kadınlar matinesi deyip geçmeyin!" demek isterim. Çünkü dün akşam orada, sadece eğlenmek değil, aslında bir kültür köprüsü kuruldu. Bilecik'in o güzelim yöresel kültürü, türküleri, dansları, yemekleri öyle güzel sunuldu ki, İstanbul'da yaşayan Bilecikli olmayan biz misafirler, orada bir Anadolu şehrinin ruhunu hissettik. Kadın kolları, kendi yörelerini tanıtmak, yaşatmak için büyük bir özenle çalışmıştı. Bu emek, gerçekten takdire şayan.
Son sözüm, başta Kadın Kolları Başkanı Sayın Beyhan Dönmez Hanımefendi olmak üzere, bu geceyi nakış nakış işleyen, güzellik üreten tüm Bilecikli hemşerilerime: Yürekten tebrik ediyor, ellerinize, yüreklerinize sağlık diyorum. Var olun, hep var olun! Böyle etkinlikler, İstanbul’un kalbinde bir Bilecik sıcaklığı, bir kadın zarafeti olarak hep yansın.