Bugun...


Betül AŞICI

facebook-paylas
KAHVE MOLASI EMEĞE EZİYET
Tarih: 04-07-2026 23:32:00 Güncelleme: 04-07-2026 23:32:00


Büyük umutlarla beklediğimiz emekli maaşları, maalesef yine bir hüsranla sonuçlanmak üzere. Ama zaten niye büyük umutlarla bekliyoruz, onu da anlamış değilim ya! Sanki çok farklı bir şey olacakmış gibi, sanki beklediğimizin çok çok üstünde bir iyileştirme yapılacakmış gibi bir beklentiye giriyoruz, ama sonra yine aynı hayal kırıklığı. İşte, umut dünyası diyorsun, belki bu sefer diyorsun, belki artık akılları başlarına gelir diyorsun, diyorsun da diyorsun… Ama ne görelim? En düşük emekli maaşına verilecek o meşhur 3.000 lira zam, daha Meclis’te görüşülüp karara bağlanmadı, onay süreci bile tamamlanmadı. Bir de işin ilginç tarafı, en düşük emekli maaşı ile en yüksek emekli maaşına yapılan zam oranı neredeyse ikiye katlanıyor; yani düşük alana az, yüksek alana daha fazla veriliyor. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır, gerçekten akıl alacak gibi değil!

Ben bir şeyi merak ediyorum: Bu emekliler içinde en düşük maaşı alan kesim, acaba bu ülke için yarı zamanlı mı çalıştı da o yüksek maaşı alan kesim tam zamanlı mı çalıştı? Bir kere bu dengesizlik nedir, başta bu yanlış var ve bu yanlışın mutlaka düzeltilmesi gerekiyor. Yıllarını vermiş bu insanlar bu ülkeye, emekli olunca rahat edeyim diye düşünüyorlar, ama edebiliyorlar mı? Maalesef hayır! Çalışmak zorunda kalıyorlar, hem de aldıkları o cüzi maaş yetmediği için sefalet sınırında yaşamaya mahkûm oluyorlar. Ve çalıştıkları yerlerde, işverenler bu insanların mecbur olduğunu çok iyi bildiği için onlara hak ettikleri değeri vermiyor, ücretlerini bile insanî seviyeye çekmiyorlar. Bu yüzden o emekli çalışanlar, memnuniyetsiz bir şekilde, dişlerini sıkarak, boyunlarını eğerek işlerine devam etmek zorunda kalıyorlar. Geçim derdi yüzünden insanların uyguladığı mobbinglere, hakaretlere, aşağılanmalara katlanıyorlar; kimi zaman gizli gizli ağlıyorlar, kimi zaman içinden isyan ediyorlar ama o işe muhtaç oldukları için her şeye sessiz kalıp çalışma hayatlarına devam ediyorlar. Maalesef işte bizim gerçeğimiz bu: Bir tarafta emekli mağduru, diğer tarafta çalışan mağduru, üstelik mağdurun da mağduru…

Artık bunun mağduru da olmaz, diye düşünüyorum, ama yapılacak bir şey var mı? Elbette var! Bu imkânlar dahilinde emeklilerin yaşam düzeyini, en azından insanî değerler ölçüsünde değerlendirip bir nebze olsun rahatlatmayı acaba düşünüyor musunuz? Acaba aklınızdan böyle bir şey geçiyor mu, hani bu kararları alacak kişilere soruyorum: Siz de bir gün emekli olacaksınız, ama tabii ki bizim emeklimizle sizin emekliliğiniz asla bir değil, orası ayrı mesele.

Ha, bu arada, o emeklilerin bir kısmı zaten bu ülkeye dışarıdan getirilmiş insanlar, onları da göz ardı etmemek lazım; onları güzelce sıvazlıyoruz, paketliyoruz, gönderiyoruz, “Bizim için bir şeyler yapın” diyoruz, ama karşılığında maalesef bu tür muamelelerle karşılaşıyoruz. Hani bizim için çalışan insanları gönderdiğimiz o kişiler, burada çalışmamak için ellerinden geleni yapmaya gayret ediyorlar. İşte madalyonun bir yüzü emeklinin çalışmak zorunda kalan kesimi, öbür yüzü de tamamen mecburiyet içinde ezilen insanlar… Zaten bu ülkede insanlar çalışmaya mahkûm, ama bu mahkûmiyetin bu kadar onur kırıcı olması kimsenin umurunda değil. Ne diyeyim, yine bekleriz, yine umut ederiz, ama her seferinde aynı hayal kırıklığı…


asicieminebetul@gmail.com





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

İnternet Sitemizin Yeni Hali İle Nasıl Buldunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI