Herkese mutlu pazarlar diliyorum! Evet, yine bir pazar günü, siz değerli okurlarımızla beraberiz. Her zaman olduğu gibi, birlik ve beraberlikten yana olduğumuzu vurguluyor, buna gerçekten çok ihtiyacımız olduğunu dile getiriyoruz. Ama gelin görün ki, şöyle gündemimize bir baktığımızda, acaba bu söylemler ne kadar eyleme dökülüyor? Hani şu meşhur "birlik olacağız" lafları havada kalırken, işin aslında ne kadar yürürlükte olduğunu sorgulamadan edemiyoruz. Gerçekten merak uyandıran bir soru bu!
Bir 23 Nisan geçirdik, ama maalesef öyle olaylar oldu ki… Törenlerde yaşananlar, verilen tepkiler, ortaya dökülen onca şey… İnsanın içini acıtmıyor mu söyleyin? Sizler de benim gibi gündemi yakından takip ettiniz. Artık şu noktaya geldik: Biz halk olarak gerçekten birbirimize kenetlenmeye, samimi bir birlikteliğe muhtacız. Ancak bu sorumluluk sadece biz halkın omuzlarında değil, o kadar da değil!
Bugün ister yerel belediyeler olsun, ister genel idare, isterse hükümet… Sanki öyle bir konuma gelmişler ki, amaçları memlekete hizmet değil, sadece birbirlerinin açığını, kusurunu bulup üzerine gitmek! Sanki o koltuklara birbirini yemek için oturmuşlar. Evet, biz sizleri bu koltuklara getirdik. Bizlerin sizden tek istediği hizmettir, yahu! Ama ne yazık ki görüyorum ki hizmet haricindeki her şey, yani dedikodu, çekişme, kavga, leke sürme, işte bunların hepsi maalesef gündemde.
Fazla değil, iki yıl sonra yine seçimler olacak. Yine kapımıza gelecek, yine oy isteyecek, yine vaatlerde bulacaksınız. Peki, sorarım size bugün yaşanan bu rezilliklere, bu çirkinliklere, bu birbirini yemelere sizin vaatlerinizde ne kadar yer olacak? Sanmıyor musunuz ki halk er ya da geç bunların hesabını sizden soracak? Hakkınızı yedirmez bu millet, unutmayın!
Sizler oturduğunuz o koltuklarda devletiniz, vatanınız, memleketiniz ve bu yurdun güzel insanları için çaba sarf etmek varken, neden sadece birbirinizin ayıbını bulmakla, kusurunu ortaya dökmekle ve böyle ucuz gündemlerle meşgulsünüz? Yoksa siz bizleri, sizi tekrar oy kullanacak sürü mü zannediyorsunuz? Bu kadar da olmaz artık!
İşte bu yüzden "birlik, beraberlik" çağrıları havada kalıyor, yere düşüyor. Çünkü zor günlerden geçiyoruz. Sadece Türkiye olarak değil, dünya olarak sıkıntılı günlerden geçiyoruz. İnanın sabah kalktığımızda artık neye uyanacağımızı, hangi yeni felaketle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Bugün dünyada birçok devletin başına gelen şeyler, "bizim başımıza gelmez" demeyin sakın! Kökeni belirsiz nice kötülükler var, bunlar mutlaka bir şekilde bizi de bulur. Gönlümüz elbette bu kötülüklerden uzak olmak, ülkemizde asla böyle şeyler görmemek ister. Ama maalesef bizdeki zaaf yüzünden, idarecilerimizin görevlerini yapmamaları yüzünden, üstelik bir de birbirlerini yemek için fırsat kollamaları yüzünden gidişat gerçekten hiç ama hiç iyiye gitmiyor.
En alt kademeden en üst kademeye kadar herkes, görevini layıkıyla, insani duygularla ve içtenlikle yapmış olsa, inanın bu zorlukların çoğunu yaşamayacağız. Önümüzde 19 Mayıs var. Bakalım o gün neler patlayacak, hangi yapay gündemler popülerleştirilecek? Bunlar bizim özel, manevi değerlerimizdir, güzel günlerimizdir. Herkes elbette bu günleri en içten duygularla kutlamalı, kutlarız da… Ama lütfen, bu manevi değerlerimizi kutlarken üzerlerine leke bırakmayalım. Bizlerin amacı çocuklarımıza tertemiz bir dünya bırakmak değil mi? Yoksa bizler bugünü kirlettikten sonra, yarın temizliği gelecek kuşaklardan beklemek ne kadar akıllıca olur? Hiçbir şansımız yok, unutmayın!
Lütfen artık, lütfen! Herkes, her konumda, her makamda aklını başına alsın. İnsani duygularla, sadece yapması gereken görevi yaparak çalışmaya devam etsin. İnanın o zaman bugün içinde bulunduğumuz bu rezil düzenin esiri olmayız. Biz halkız, biz isteyeceğiz, sizler de yapacaksınız! Biz sizleri halkın refahı, yaşam düzeyinin iyileştirilmesi için göreve getirdik. Yoksa birbirinizin eksiklerini flash flash paylaşasınız, birbirinizi yiyesiniz diye değil! Sizin özel hayatınız bizi ilgilendirmiyor, gerçekten umrumuzda değil! Ama bizi ilgilendiren şu: Sizler bizim başımızda ne iş yapıyorsunuz? Ne faydanız var bu ülkeye? Ne yazık ki şu ana kadar bırakın faydayı, zararınızdan başka bir şey görmüyoruz artık!
İşte bu yüzden dur diyoruz, isyan ediyoruz. Yeter artık!
asicieminebetul@gmail.com