Bugun...


Betül AŞICI

facebook-paylas
KAHVE MOLASI: BABAM
Tarih: 21-06-2026 11:45:00 Güncelleme: 21-06-2026 11:45:00


Seni ilk hatırladığım an, bir askerdin. Arada bir izne gelir, bana hep bir şeyler getirirdin. O günlerden birinde, dizlerimin üstüne kadar uzanan, içimi ısıtan o güzel mantoyu hediye etmiştin bana... Üzerinden tam yirmi yedi yıl geçti ama o anı hâlâ tüm tazeliğiyle yaşıyorum.

Evet, o vefat ettiğinde, bu dizeler ceketinin cebinden çıkmıştı. Çünkü o yalnızca bir babaydı; o bir eğitimciydi. "Eğitimci" kelimesinin üzerine özellikle basarak vurgulamak istiyorum: Herkes öğretmen olabilir belki, ama eğitimci olmak bambaşkadır. Öğrencilerine sadece ders anlatmak değil, onları tanımak, yüreklerine dokunmak, hayata hazırlamak demektir eğitimcilik. İşte gerçek öğretmenlik budur; bir ömür boyu iz bırakmaktır.

Ve o, aynı zamanda mükemmel bir babaydı. Üç evladının arkasında dimdik duran, yıkılmaz bir dağ gibiydi. İki engelli evladı için yıllar boyu verdiği yaşam mücadelesini unutmak mümkün mü? Bir yandan işinin zorlukları, bir yandan özel hayatın getirdiği yükler; ama o asla pes etmedi. Çocuklarını hayata kazandırmak, onları iyilik ve doğruluk yolunda yetiştirmek için yapmadığı fedakârlık kalmadı. Tüm engellere, tüm yorgunluklara rağmen onları ayakta tutabilmek için canını dişine taktı.

Hep söylerdi: "Beni her zaman yanınızda bulamayacaksınız. Kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı öğrenin." İşte bu söz, onun en büyük vasiyetiydi. Bugün o üç evlat, o yokluk günlerinin, o çilekeş yılların meyvelerini topluyor. Hem öğretmenlik yapıp hem çocuklarının tedavisini ilerleterek onları belli bir noktaya getiren o baba, hep başı dik, harama el uzatmayan, doğruluktan şaşmayan bir duruş sergiledi. Ve bu felsefeyi evlatlarına da aşıladı.

Bugün o üç kardeş, böyle bir babanın evladı olmaktan tarifsiz bir gurur duyuyor. Eminim ki yaşasaydı, o da onlarla gurur duyardı. Çünkü her biri, babasının farklı bir meziyetini aldı ve kendi kulvarında yoluna devam etti. Onun verdiği o manevi azığı, o sağlam duruşu, yıllar boyunca sindire sindire, parça parça tükettiler belki ama asla tükenmeyen tek şey, onun hatırasıydı.

Ne mutlu onlara ki böyle bir babaya sahiptiler. Elbette tüm bu fedakârlıkların yanında, o yüce anneyi de unutmamak gerekir; eli öpülesi, sabır taşı gibi bir anne… Bugün Babalar Günü olduğu için özellikle babadan bahsediyoruz ama biliriz ki o çınarın kökleri de anneyle sulandı.

O, yıkılmaz bir çınardı, üç çocuğunun arkasındaki sağlam dağdı. Ahirete intikal edeli yirmi beş yıl oldu ama onun gölgesi hâlâ üzerlerinde. Hayatın basamaklarını bazen beşer beşer çıkmak zorunda kaldılar, hiç şikâyet etmediler. Çünkü onlara öğretilen buydu: Her zorluk, bir başarının habercisidir. Ve o başarıları, işte babalarının izinden giderek elde ettiler.

O insan, bizim babamızdı. Rahmetli Latif Aşıcı… Bugün üç kardeş olarak, onun gölgesinde, onurumuzla, gururumuzla, şerefimizle, kimseye hakkımızı yedirmeden, doğruluktan ödün vermeden yürüyoruz. Onun bize emanet ettiği bayrağı, son nefesimize kadar taşımaya ant içtik.

Bu vesileyle başta canım babamız rahmetli Latif Aşıcı olmak üzere, tüm rahmetli babaları, baba adaylarını ve tüm babaları saygıyla, sevgiyle ve özlemle anıyorum. Babalar Günü hepimize kutlu olsun. Ruhun şad, mekânın cennet olsun babacığım…


asicieminebetul@gmail.com





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

İnternet Sitemizin Yeni Hali İle Nasıl Buldunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI