Bugun...


Betül AŞICI

facebook-paylas
DÜNYA KÜÇÜK
Tarih: 20-09-2026 10:54:00 Güncelleme: 20-09-2026 10:54:00


 

DÜNYA KÜÇÜK

Sevgili okurlar,

Dünyanın ne kadar küçük olduğunu ve hayatın insanın karşısına ne sürprizler çıkarabileceğini iki gün önce bir kez daha öğrendim. Bu güzel günü sizlerle paylaşmak istedim; ama önce biraz gerilere, o eski günlere gitmek istiyorum.

 

Doksanlar ve 2000’li yıllar... Radyoların hayatımıza girdiği, bizler için bambaşka bir anlam taşıdığı yıllardı. O gizemli kutunun arkasında, bize ulaşan o gizemli sesleri dinlerdik. Kontörlü telefonlarımızla radyo programcılarına istek gönderirdik. Evet, o programcıların sadece seslerini bilirdik. Çaldıkları şarkılar bize hitap ederdi; o şarkıların içinde biz de duygusallaşırdık.

 

Öyle aşklar yaşadık ki o şarkılarda... Bazen platonik, bazen karşılıklı sevdalarla birlikte o şarkılarla bütünleştik. Ama nedense gecenin belli bir saati oldu mu, radyonun başına oturup o programcıyı beklemek hepimiz için bir ukde olmuştu. O zamanlar kontörlü telefonlarımız vardı; bir istek yaptığımızda dünya kadar kontörümüz giderdi. Artık kısmet; iki güne iki isteğimizi isteyebileceğimizi düşünüyorum.

 

Evet, o güzel yıllarda benim de dinlediğim bir randevu programı vardı: Gecelerin Yargıcı. Belki şu an bu satırları okuyanların arasında o programı dinleyen, o sesi tanıyan çok insan vardır. Program, bir kapak gıcırtısı, bir ayak sesi, bir çakmağın çakılışı, bir sigara yakışı ve ardından dumanını üfürüşüyle başlardı. İçeriğinde şiirler okunur, sohbetler edilirdi; ama o gecenin güzel hasretiyle öyle harmanlanırdı ki sizi alıp alıp başka diyarlara götürmeyi çok güzel başarırdı. Yanlış hatırlamıyorsam gece 23.00 sularında başlardı ve dinleyici kitlesi gerçekten çok çok fazlaydı. O zamanlar bizler radyo programcılarını sadece sesleriyle bilirdik; sesleriyle büyülenir, sesleriyle etkilenirdik. İstediğimiz bir şarkı çalınmadan önce adımızın anılması, mesajımızın okunması bizi gerçekten çok mutlu ederdi. Hani biz o kuşak... Ufak şeyler demeyeyim; aslında bunlar o günün büyük şeyleriydi. Bizler bunlarla mutlu olmayı da bilirdik.

 

Şimdi istediğimiz şarkıya istediğimiz yerden ulaşabiliyor, hemen dinleyebiliyoruz. Ama o şekilde, o eski usulle dinlemek bize gerçekten çok büyük bir mutluluk verirdi. Belki de mesele sadece şarkıya ulaşmak değildi; mesele, o şarkının bize bir radyo programının içinden, bir bekleyişin sonunda, bir isteğin karşılığında gelmesiydi.

 

Evet, gelelim hayatın gerçeklerine... İki gün önce oğlumun misafirleri vardı. Bu sohbet esnasında radyodan bahsettim. Radyo benim için zaten çok çok önemli bir yer tutar. Bir dönem radyo programcılığı da yaptığım için bu işin ne kadar gizemli, ne kadar güzel bir duygu olduğunu çok iyi bilirim. İşte ben o radyo programcısından bahsettim. Birden ortam öyle bir hâl aldı ki... Oğlumun arkadaşının babası çıktı. Gerçekten o kadar şaşırdım, o kadar tuhaf duygular içine girdim ki anlatamam. Hani yıllar önce sesini dinleyip şarkılar istediğimiz insan, bugün oğlumun arkadaşının babası... Ve ben o insanı şimdi evimde ağırlıyorum. Bu, benim için gerçekten çok hoş bir duygu oldu. Çok güzel bir akşam yaşadık. Bunu sizlerle paylaşmak istedim.

 

Sizi o doksanlı, 2000’li yıllara götürmek, o zamanın nostaljisini yaşamak, o zamanın duygularını yeniden hissetmek... Hani dedim ya, sevdalarla harmanlanarak o şarkıları dinlemek... Eminim hepimizin böyle gizli kalan bir anısı, sandığın bir köşesinde saklı duran bir hatırası vardır. Mutlaka birilerinde de vardır diye düşünüyorum. Çünkü radyo, o yıllarda sadece müzik çalan bir kutu değildi; o, bizi birbirimize bağlayan, duygularımızı paylaştıran, bazen hüzünlendiren bazen umutlandıran görünmez bir dosttu. O dostun sesi hâlâ içimizde bir yerlerde çınlıyor.

 

[email protected]





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

İnternet Sitemizin Yeni Hali İle Nasıl Buldunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI