Vicdan muhasebesi, herkesin yapması gereken bir muhasebedir.
Toplum olarak bazı konularda çok konuşurken, bazı konularda sessiz kalmayı tercih ediyoruz. Aslında sessiz kaldığımız konular; içimizi yakan, bizleri derinden yaralayan konulardır. Toplumda bir haksızlık yaşandığında “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” moduna girmek maalesef çok yaygın. Oysaki o yılan, er veya geç seni de buluyor; ama iş işten geçmiş oluyor maalesef.
Toplumda adalet duygusu sadece adliye koridorlarında olmamalıdır. Birey, adaletli yaşamayı ilk önce ailede öğrenir. Aslında toplumda adaletin temel taşları anne ve babalardır. Çekirdek aile dediğimiz yapıda biz ebeveynler olarak, en ufak bir yanlışta çocuklarımızın hatalarına göz yumarsak bu durum, ileride toplum için bir tehlike arz eder.
Özel yaşantımız haricinde gerek toplum içinde gerekse iş ortamımızda yaptığımız her hareketten kendimiz mesulüz. Ancak öyle istem dışı olaylarla karşılaşıyoruz ki bazen karşı tarafa karşı, istemeden de olsa gardımızı almak gerekiyor. Uğranılan haksızlıklar karşısında doğru mercilere ulaşmak maalesef imkânsız hale geliyor. Bireye haksız yere uygulanan mobbing karşısında ya sessiz kalıyorsun ya da müdafaa etmek zorunda kalıyorsun; bu da çoğunlukla seni haklıyken haksız konumuna düşürebiliyor.
Eğitim sadece okullarla sınırlı değildir. İnsanın kendini daima ileriye yönelik araştırma ve öğrenme içgüdüsü ile hareket ettirmesiyle daha güzel yerlere gelmesi ve topluma yararlı bir birey olması şüphesizdir.
İnsanlardaki yanlışları doğru olarak kabullenmek, aslında en büyük yanlıştır. Kendi menfaatleri için yalan söylemekten zerre kadar rahatsızlık duymayan, kendini olduğundan daha farklı göstererek sırf başkalarının gözünde kendi yerlerini sağlamlaştırmak için çevirmedikleri dolap kalmayan ve bunları yaparken de vicdan rahatsızlığı duymayan kişiler; en başta kendisine ve topluma mal olacak patlamaya hazır birer bombadır. Bu tür insanlar, kendilerini iyi göstermek için mutlaka birilerini kötüleme ihtiyacı duyan zavallı kişilerdir aslında.
Vicdan mahkemesinin terazisi bir dirhem şaşmaz; ama o teraziyi herkes kuramaz.
Betül AŞICI