30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun!
Şanlı tarihimiz, öyle günlerle doludur ki; her biri ayrı bir coşkuyla, ayrı bir heyecanla kutlanmayı hak eder. Nice zaferlerle yoğrulmuş bu kutlu geçmişte, destanlar yazılmıştır. O destanlar, şehitlerimizin akıttığı kanlarla sulanmış, onların canları pahasına bu topraklara armağan edilmiştir. İşte biz Türk Milleti olarak, her daim bu kutlamaları büyük bir coşkuyla icra ederiz; lakin keşke bu coşkunun tadını, bu zaferlerin lezzetini daha derinden, daha içten duyumsayabilsek...
Bazen insan, derin bir düşünceye dalmadan edemiyor: Bu topraklar nasıl kazanıldı? Bu vatan için neler feda edildi? Ne canlar verildi, ne analar evlatsız kaldı, ne yavrular babasız... Henüz 14 yaşında delikanlılar, şu an Çanakkale’de sıra sıra mezarlarda yatıyor. Ve bugüne bir bakıyoruz da, içimiz sızlıyor; acaba diyoruz, değdi mi gerçekten? Bugünün halini, yaşananları gördükçe insanın yüreği burkuluyor. Zira kazanılan o büyük zaferlerin gölgesinde, ne çetrefilli işler dönüyor bu memlekette... Maalesef insanın içi sızlamadan edemiyor.
Ama unutmayalım ki; o ay yıldızlı bayrak elbette ki dalgalanacak, göndere çekilecek ve ebediyen dalgalanmaya devam edecektir! İstiklal Marşımız elbette ki tek bir ağızdan, tek bir yürekten, gök kubbeyi titreten o coşkuyla okunacaktır! Buna hiç kimse engel olamayacak, bunun karşısında hiçbir güç duramayacaktır!
Ancak şu da bir gerçek ki; bazı hakikatler asla göz ardı edilmemelidir. Maalesef o zaferlere gölge düşürenler, o kutsal değerleri istismar edenler, o vebali ve o günahı nasıl ödeyeceklerdir Allah katında? Biz bu vatanı düşman askerlerine karşı canla başla savunduk, onların işgalinden geri aldık; fakat şimdi kendi içimizde öyle bir parçalanma, öyle bir bölünmüşlük yaşıyoruz ki, insan hayretle izliyor. Olmaması gereken şeyler oluyor, yapılmaması gereken işler yapılıyor.
İşte bir 30 Ağustos Zafer Bayramı’dır, işte bir 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’dır... Biz yine kutlayacağız, coşkuyla, gururla, heyecanla kutlayacağız! Ama yüreğimizin bir köşesi hep hüzzam, hep buruk olacak; içimizdeki o sızıyı, o hasreti ve o ümidi bir arada taşıyacağız.
Ve haykıracağız: Yeter artık, yeter! Bu millet, bu vatan, bu bayrak için dökülen kanlar boşa akmasın! Birlik olalım, kardeş olalım, zaferlerimizin ışığında yeniden doğalım! Çünkü biz, ezelden beri hür yaşamış, hür yaşayacak olan Türk Milleti’yiz! Zaferlerle dolu geçmişimiz, aydınlık yarınlarımızın teminatıdır!
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun! Ne mutlu Türk’üm diyene!